ölü deniz tenyaları

by

her an kopmasını bekledikleri kıyamete hazırlanan Esseniler, bugünkü Kumran'da, çölün ortasında, kendilerini âdeta apokaliptik bir karantinaya kapattıkları yerleşim yerlerini saf, steril tutmak amacıyla tuvaletlerini yüzlerce metre uzağa yaparlardı. yanlarında taşıdıkları minik kürekleriyle çukarlar kazar, işlerini görür, kedi gibi üstünü örter, geri dönerlerdi. dünya pisti. dönüşte mikve adını verdikleri taştan havuzlara girer, yozlaşmış, artık vadesi dolmuş, Tanrı'nın son hükmünü bekleyen dünyanın pisliğini dışarıda, o havuzlarda bırakırlardı. boklu götleriyle arınmak için o havuzlara her girdiklerinde bağırsak solucanı yumurtaları da onlarla birlikte giriyordu. sıçtıkları toprağı da parazitlerle doldurmuşlardı. hepsinin karnında bağırsak solucanları cirit atıyordu, bazen bunlar akciğerlere kadar ulaşıyordu.

kutlu kamplarını dış dünyanın necasetinden korumak için yaptıkları ritüel, o dünyanın korkunç canavarlarını bizzat kendi vücutlarında içeri sokmalarına yol açtı. ama bunu bilmiyorlardı. bugün başka bir zamandan, başka bir boyuttan bakınca onlara karşı buruk bir merhamet hissetmiyor musun?

sonunda kıyamet de kopmadı. kendilerine Işığın Oğulları diyorlardı, güya son savaşta karanlığın güçlerini yeneceklerdi ama Roma, Karanlığın Oğulları, karınlarındaki solucanlarla birlikte Yahad'ı ezip geçti. 

peki sen kutsal evini temiz tutma ayinlerin yüzünden içinde hangi canavarları büyütüyorsun? başka bir boyuttan bakan, her şeyi gören üstün bir varlık gözü sana kaydığında buruk bir merhamet, hatta sevgi hissetmiyor mudur?